Davutoğlu: 'Oylamada AK Parti'nin vicdanı Yüce Divan'a gitmemiştir'

Davutoğlu: 'Oylamada AK Parti'nin vicdanı Yüce Divan'a gitmemiştir'

Davutoğlu konuşmasında ilk olarak İngiltere ve Davos temaslarından bahsederek, “Pazartesi günü Londra’da başladığımız temaslara şimdi Davos’ta devam ediyoruz. Aslında bu temaslarımızda tabi siyasi boyutları da vardı ama temel hedef Türk ekonomisindeki son gelişmeleri ve hükümetimizin perpektifini uluslar arası piyasalara, yatırımcı kuruluşlara, finans kuruluşlarına kapsamlı bir şekilde anlatmak ve Türkiye’yi yatırım cazibesi olan ülke olarak dünyanın gündemine getirmekti. İngiltere’de çok sayıda yatırımcı grupla görüşme yaptık.

Finans kuruluşlarıyla görüşme yaptık. Wilton Park’ta bir konuşma yaptım. Davos’a geldikten sonra dün G20 dönem başkanı sıfatıyla genel oturumda hitap etme imkanı buldum. Burada G20 dönem başkanı olarak öne çıkardığımız hususları katılımcılarla paylaştık. Tabi Davos üzerinden dünyaya da bu anlamda öne çıkardığımız hususları aktarma imkanı oldu. Türkiye G20 dönem başkanlığı süresince dünya ekonomisindeki eşitsizlikleri, adaletsizlikleri giderecek şekilde G20’yle en az gelişmiş ülkeler arasında köprü olmak gibi bir misyonu öne çıkaracak.

Ayrıca kobilerin istihdamla öne çıkaracağı kapsayıcı bir yaklaşım uygulamaya önem veren bir program ve yatırımları dolayısıyla yatırımlar üzerinden yine istihdamı öne çıkaran bir yaklaşımı benimseyecek. Enerji bakanları toplantısı düşünüyoruz ilk defa olacak bu. Tarım bakanları toplantısında özellikle gıda güvenliği konusunu ön plana almayı düşünüyoruz.

İklim konusu gündemimizde olacak. Tabi ticaretin genişlemesi ve ticaret üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması gündemimizde olacak. Bunları dün geniş kapsamlı olarak Davos’a gelen ilgililerle konuşma imkanı bulduk. Bugün sabahta bu sefer B20 iş dünyasının 20 temeliyle sabah kahvaltısında bir araya gelerek kapsamlı bir değerlendirme yaptık. Türk işadamları da istişarelere katıldı. Daha sonra Borsa İstanbul’da bir toplantı gerçekleştirdik ve İstanbul’un yatırım şehri olarak cazibesinin üzerinde durduk. Ayrıca Yeni Zelanda Başbakanıyla bir görüşme yaptım. İkili görüşmelerimiz bundan sonra da devam edecek. Öğleden sonra Ürdün kralı Abdullah’la başlayan bir seri ikili görüşmeyi de gerçekleştireceğiz. Dün Ukrayna Cumhurbaşkanıyla görüşme gerçekleştirmiştim” dedi.

Merkez Bankası’nın faiz indirimiyle ilgili açıklamalarda bulunan Davutoğlu, Erdem Başçı’yla görüşmediğini ifade ederek, “Erdem beyle görüşmedim. Ayrıca Türkiye’den geldi ki her sene Davos’a katılır. Tabi burada dün toplantıda çıkarken merhabalaştık ama detaylı bir görüşme imkanı olmadı. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyla Merkez Bankası başkanının görüşmesi son derece doğaldır. 2 hususa dikkat çekmek isterim. Birincisi, Merkez Bankası dünyanın her yerinde bu tür kritik dönemeçlerde aldığı kararlar dolayısıyla öyle yada böyle gündeme gelir. Avrupa Merkez Bankası karar aldığında da Brüksel’de taraftar olan olur, karşı çıkan olur Türkiye demokratik bir ülke herkes kanaatini söyler.

Tabi hükümet olarak bizim sorumluluğumuz Türk ekonomisinin bu kritik süreçte sağlam sularda doğru bir istikamette seyretmesi. Şimdi istikamete baktığımızda gördüğümüz şey şudur: Türkiye’de son aylarda enflasyonda da faizde de zaten beklenti olarak da bir düşme trendi ortaya çıkmıştır. Bu kararla da faizde düşme trendi teyit edilmiştir. Tabi biz de faizlerin daha fazla inmesini ülkede özellikle yatırım ortamının iyileştirilmesi bakımından faydalı görüyoruz. Ancak bu trendi esas itibariyle baktığımızda bu düşme trendinin ben devam edeceğine inanıyorum. Ve bu konunun da son derece her türlü görüşe açık olmakla birlikte ekonominin genel dengelerinin seyri istikametinde baktığımızda sıhhatli bir seyir içerisinde olduğumuzu, faizlerin düşme trendinin bundan sonra artarak devam edeceğini vurgulamak isterim. Tabi merkez bankası başkanıyla da bu konuları ele alırız, konuşuruz. Dediğim gibi önümüzdeki haftalarda, aylarda faizin daha büyük bir ivmeyle aşağı doğru yöneleceğine dair güçlü bir kanaatimiz var” dedi.

“OYLAMADA AK PARTİ’NİN KOLEKTİF AKLININ, VİCDANININ ASLINDA YÜCE DİVANA GİTMEME YÖNÜNDE OLDUĞU ORTAYA ÇIKMIŞTIR”
Davutoğlu açıklamasında ekonomik gelişmelerden söz ederek, “Ekonomi nihayet tabi merkez bankasının misyonu var bakanlıkların misyonu var, özel sektörün misyonu var ki sabahleyin Türk özel sektörünün de katıldığı geniş bir kanaatlerimizi hep paylaştık ama nihai çerçevede ekonomi entegre bir alandır. Yani faiz politikaları reel sektörü etkiler.

Reel sektördeki gelişmeler arz talep unsurları faizi etkiler. Önemli olan finansal yapının gücünü koruması ve bu finansal yapının ivme katacak şekilde kullanılacak araçlara sahip olması. Düşük faiz her zaman reel sektörü harekete geçirecek bir unsurdur. Ta ki finansal yapıda herhangi bir zaafa yol açılmasın. Bunların hepsini bir arada değerlendirmek icap eder. Ben genel trendin olumlu olduğu yönündeyim. Bunu da Türkiye’nin burada kimle konuşursak konuşalım yatırımcılarla Türk ekonomisiyle ilgili beklentiler hepsi olumlu yöndedir. Şu ana kadar ne İngiltere’de ne Davos’ta gözden giden yatırımcıdan Türk ekonomisinin olumsuz bir kanaat sergilediğini görmedim. Etrafımızda çok büyük jeopolitik risklerin olduğu bir ortamda bu olumlu atmosferi ve bu olumlu atmosfere dayalı olarak faiz oranlarının düşme trendine girmesini öne çıkarmak lazım” dedi.

Davutoğlu, 4 eski bakanla ilgili sorulan soru üzerine, “Bu aslında Ak Parti’nin gücünü göstermiştir. Şu açıdan Ak Parti grubu yasal olanı yapmıştır. Ne ben ne de arkadaşlarım herhangi bir şekilde yönlendirmede bulunmadık. Bulunmuş olsaydık yasal olarak suç işlemiş olunurdu. Bu tür şeylerde oylamalarda yönlendirme yahut grup kararı olmaz. Aslında böyle diyenler, Ak Parti fire verdi diyenler kendileri fire vermemişse ve baskı oluşmuşsa suç işlediklerini itiraf ediyorlar. Burada fire söz konusu değil. Burada Ak Parti’nin kolektif aklının, vicdanının aslında yüce divana gitmeme yönünde olduğu ortaya çıkmıştır kendi doğal seyri içerisinde.

Ama siyasi kanaatleriyle farklı oy verenler arkadaşlar da kanaatlerini ortaya koymuşlardır. Bunu bir fire, parçalanma olarak değerlendirilmemelidir, kimse değerlendiremez. Aksine gücümüzü ortaya koymuştur. Ak Parti grubu birçok sınavdan geçti. Bu sınavdan da başarıyla geçmiştir. Zaten grup başkanvekilimiz sayın Elitaş’la da genel başkan vekili olarak kalan Genel Başkan Yardımcımız sayın Mehmet Ali Şahin’le de bu konuları konuştum. Hiç kimsenin tereddüdü olmasın Ak Parti’de hiçbir zaman temel ilkesel konularda, farklı kanaat olmaz. Eğer farklı bir kanaat olursa da bu kendi aramızda hem etik anlamda istişare, hem de siyasi anlamda demokratik ortamda fikirlerimizi paylaşma kültürüne biz sahibiz. Kimsenin Ak Parti üzerinden herhangi bir spekülasyona yahut yanlış hesaba girmesini tavsiye etmem. Ak Parti birliğini korur, yoluna kararlı bir şekilde devam eder bunu da önümüzdeki günlerde, haftalarda herkes görecek” dedi.

Davutoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Gülen okullarının kapatılması yönündeki çalışması üzerine, “Bu çalışma yeni bir çalışma değil. Ben Dışişleri Bakanıyken ele aldığımız ve Türkiye’nin dış eğitim faaliyetlerini bütünüyle koordine edecek ve bu faaliyetlerin doğru bir eksende yürümesini sağlayacak şekilde bir yapılanma. Aslında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı zaten okullarımız var. Şimdi bu yeni çalışmayla bütün bunları bir çerçevede topluyoruz ve aynen Yunus Emre Kültür Merkezleri gibi buna benzer bir yapılanma ile bütün okullarımızın kültür faaliyeti olması itibariyle var olanların aynı çatı altında toplanması ve yeni okulların açılması suretiyle bu paralel yapının Türkiye’ye zarar veren yapılarını ortadan kaldırabilecek bir yapılanma.

Çünkü maalesef son dönemde bu yapı eğitim faaliyetlerinden daha çok ülkemizi karalamaya yönelik hareketlere ağırlık veriyor, her yerde. Afrika’da ve dünyanın her yerinde. Türkiye’deki en küçük olumsuz gibi görülebilecek bir haberi büyütüyorlar veya böyle bir haberi oluşturuyorlar, yayıyorlar. Türkiye’yle ilgili ne kadar karalama kampanyası varsa içinde yer alıyorlar yani eğitim dışında ne varsa yapar hale geldiler. O zamanda tabi bizim dediğim gibi bunlardan bağımsız olarak da zaten aldığımız bir stratejik karar vardı. Yurtdışındaki eğitim faaliyetlerini tek bir çatı altında toplamak. Bu çalışmaları biz Eylül ayı gibi zaten belli bir aşamaya getirmiştik. Ben başbakanlık görevini devraldıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığımıza talimat verdim. Bir an önce bu çalışmayı tamamlayın diye. Bu konuları da muhtemelen önümüzdeki hafta bakanlar kuruluna arkadaşlar sunacak hale getirirler. Süratle yeni yapılanmayla Türkiye’nin hak ettiği şekilde eğitim alanında tanınması dost ve komşu ülkelere daha iyi eğitim imkanlarının sunulması bağlamında tarihi bir adım atacağız” dedi.