Baba oğul faciadan kurtuldular

Baba oğul faciadan kurtuldular
Zonguldak’ta 2 yıl önce 8 arkadaşını maden faciasında kaybeden Ramazan Ardıç, kara saplanan aracı sebebiyle madene gelemedi. Ardıç, kar nedeniyle faciadan kurtuldu. Baba Hüseyin Ardıç ise 1992 yılında 263 işçinin hayatını kaybettiği aynı ocaktan 6 ay önce emekliliği sayesinde sağ kurtuldu.  Olay, 7 Ocak 2013 günü Zonguldak’ın Kozlu ilçesinde faaliyet gösteren Türkiye Taşkömürü Kurumu Kozlu Müessesi’ne bağlı maden ocağında meydana geldi. Devlete ait maden ocağında galeri açma işini sürdüren taşeron firmada çalışan işçilerden 8’i metan gazı zehirlenmesi sebebiyle hayatını kaybetti. Yerin metrelerce altından cenazeleri çıkan işçiler, olayın gerçekleştiği yıl dönümünde hayatını kaybettikleri madenin girişinde törenle anıldılar.

KAR HAYATINI KURTARDI Sekiz yıllık mesai arkadaşlarını madende kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan 30 yaşındaki maden işçisi Ramazan Ardıç, olay günü köyünden madene gelemediği için faciadan sağ kurtuldu. Facianın yaşandığı günün etkisini halen unutamayan maden işçisi, “Allah beni iki çocuğuma bağışladı” diyerek buruk sevinç yaşıyor.

“İŞÇİ SERVİSİNİ DE KAÇIRDIK” Facianın yaşandığı günün sabahında kara saplanan aracı çıkaramayınca maden ocağına işçi taşıyan servisleri arayan Ardıç, o günleri şöyle anlattı: “Bir gün öncesinde hava soğuk ve yağışlıydı. Ama kar yoktu. Akşam yattığımda hiçbir şey yoktu. Sabah kalktığımda eşim kahvaltımı hazırladı ve iş yerinde yiyeceğim yemeğimi hazırladı. Baktı dışarıya eşim ‘Sen işe gidebilecek misin?’ diyordu. Ben de şaşkınlıkla dışarıya baktım kar doldurmuş. Akşam hiç kar yoktu sabah her taraf kar doluydu. İş yerine birlikte gittiğimiz arkadaşımı aradım. Aracını kardan çıkartamamış. Köyden geçen işçi servislerini arayıp onlarla gidebileceğimizi söyledim. Ben işçi servislerini aradım. Şansımıza iki servis de köyden geçmiş.’

“KOLAYINA YEVMİYEMİ SIFIR YAPMADIM” Tekrar arkadaşı ile görüşen Ramazan Ardıç, arkadaşıyla arasında geçen diyaloğu da şöyle aktardı: “İşçi servislerini de kaçırınca tekrar arkadaşımı aradım. Arkadaşıma, ‘Kolay kolay yevmiyemi sıfır yapmadım. Kozlu uzak bir yer değil, bir şekilde gideriz’ dedim. O da bana ‘Ya Ramazan, seni bilemem ama ben arabayı çıkartamıyorum. Gidemem’ dedi. Ben de ‘Ya ağabey gidemezsek artık yapacak bir şey yok, bir yevmiyeden bir şey olmaz’ dedim.”

“İÇİMDEN BİR SES ‘İŞE GİT’, DİĞERİ ‘BOŞVER YAT’ DİYOR” Olay günü sabahı madene gidemediği için köyünde kalan Ramazan Ardıç, “İçimden bir şey bana ‘işe git’ diyor, diğeri ‘Boş ver yat uyu. Bir yevmiyeden ne olacakmış’ diyor. Ama bir türlü dışarıya da çıkamıyorum. O sebeple boş verdim, o gün işe gitmedim. Aradan birkaç saat geçti. Telefonum çaldı, işyerindeki muhasebeci bana ‘Ramazan sen neredesin?’ dedi. Ben de köyde olduğumu söyledim. İşe gidemediğimi söyledim. Bana ‘Tamam sen istirahatine bak’ dedi. Ben de muhasebecinin araması üzerine celallendim. Sonra babam televizyonda haberlere bakarken işçilerin gazdan zehirlendiği haberi veriliyordu. Bizim çalıştığımız ocağı söylüyordu hemen bizim şirket aklıma geldi. Kendimi toparlayamadım. Arkadaşlar sürekli telefonla aramaya başladılar. Olayla ilgili haber vermeye başladılar.”

“ARABA BOZULMASAYDI BENDE ORADA OLACAKTIM” Maden faciasını öğrenir öğrenmez madene gelen Ramazan Ardıç, “Bana sıkıntı basmaya başladı. İçim rahat etmedi, Köyden çıkarak bir şekilde madene gittim. Olay yeri ana baba günüydü. Mühendis beni görünce ‘Ramazan Allah seni çoluk çocuğuna bağışlamış’ dedi. Arkadaşların hepsinin rahmetli olduğunu söyledi. Ben orada çöktüm. Kolay değil, üç vardiya o arkadaşlarla beş sene boyunca birlikte çalıştık. Aynı şey benim başıma da gelebilirdi. Çünkü o arkadaşlarım da çoluk çocuk sahibi. Aynı yerde çalıştık, aynı yerde yemek yedik. Araba bozulmasaydı ve de kar yağmasaydı ben de orada olacaktım. Benim akıbetim ne olurdu. Allah bilirdi yani” diye konuştu.

“MADENCİLİK BABA MESLEĞİM” Olaydan sonra bir yıl boyunca madene giremediğini hatırlatan Ramazan Ardıç, “Olaydan ben bir sene çalışmadım. Madene girmedim. Baktım olmuyor bir yıl sonra yeniden maden ocağına girdim. Halen daha maden ocağına çalışıyorum. Kendi kendime ‘Ölüm bu herkesin başına geliyor. İnsan yolda ayağı taşa takılıyor, düşüp ölüyor. Yapacak bir şey yok’ dedim. Yeniden madene girdim” dedi. KADERİ BABASIYLA BİR 2013 yılında facianın yaşandığı Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait Kozlu Müessesi’nde 1970 yılında iş başı yapan baba Hüseyin Ardıç ise 263 işçinin öldüğü faciadan 6 ay önce emeklilik sayesinde kurtuldu. Baba Hüseyin Ardıç, 1992 yılında 263 işçinin öldüğü ocaktan 1991 yılının Ekim ayında emekli oldu. Bir oğlunu hastalıktan kaybeden baba Hüseyin Ardıç, “1970 yılında aynı madende işe başlamıştım. 20 sene maden ocağında çalıştım. 1992 yılında emekli oldum. 2013 yılında facia günü oğlum işe gidemedi. Yol kapalı kaldı. O gün işe gitseydi, ya madende kaybedecektik. Ya da Allah bize bağışladı. Çok üzülürdük. Beş yıl önce bir oğlumu kaybettim, bu ikinci olur dayanamazdım. Allah madende sağ salim çalışmak nasip etsin” diye konuştu. Ailesi ile birlikte yaşayan Ramazan Ardıç, yeniden girdiği madenden kazandığı parayla evine ekmek götürüyor. 

ONUR ALTINDAĞ